Alavereye ‘Delaware’ye Dikkat!
By admin On 6 Dec, 2011 At 10:46 AM | Categorized As ÖZEL HABER, TÜRKİYE | With 2 Comments

”Siz ABD’ye muhtaçsınız, ancak ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı yok. Kredi ihtiyacınızın da olduğunu biliyorum. Kıbrıs sorununu çözün, istenenleri yerine getirin, size yardımcı olalım. Aksi takdirde hiçbir yere varamazsınız.” Bu sözler ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’e ait.

Geçtiğimiz hafta Türkiye’ye “merak uyandıran” bir ziyarette bulunan Biden tam bir “Türkiye düşmanı” olarak biliniyor. ABD’nin en deneyimli senatörlerinden.

31 yaşında Delaware eyaletinden senatör olarak seçilen Biden, bu görevi 1973 yılından bu yana kesintisiz sürdürdü. 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle Türkiye’ye silah ambargosu kararının alınmasını sağlayan 4 isimden biriydi. Siyasi kariyeri boyunca Türkiye karşıtı kararların hepsinin altında onun imzası vardı. Ermeni tasarılarının tümüne destek verdi, sürekli Rum lobisine yakın durdu.

“Türkiye düşmanı” Biden’ı asıl anlatan cümle ise, bir İsrail televizyonuna verdiği röportajda sarfettiği şu söz: “Ben bir Siyonistim. Siyonist olmak için illa Yahudi olmak gerekmiyor”. Genç yaşta ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı olan, bu görevi üç dönem yürüten Biden, Yahudi lobisinin Henry Kissinger’den sonra ABD’deki en güçlü isimlerinden biri. ABD dış politikasını şekillendiren en önemli kuruluşlardan CFR üyesi olan Joe Biden, 1988 yılında Türkiye’nin Filistin davasına desteği nedeniyle, “Türkiye’nin etrafını ateş çemberine çeviririz” tehdidinde bulunmuştu. Biden’ın seçim öncesi televizyonda yaptığı, “ABD Senatosu’ndan benden daha fazla İsrail dostu bir başka senatör yoktur” açıklaması hâlâ hafızalarda.

Demokrat Partili olmasına rağmen Irak’ın işgaline kabul oyu veren Biden, Irak’ın tamamen üçe bölünmesini öngören Biden-Gelb Planı’nın da mimarı. O dönem kabul görmeyen plana göre Irak; Kürdistan, Şiistan ve Sünnistan olmak üzere üç devletçiğe bölünüyordu. Obama’nın karşısına Demokratların başkan aday adayı olarak çıktığı günlerde Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Başkanı Leslie Gelb ile birlikte kaleme aldığı Biden-Gelb Planı’nda, Irak’ta gevşek bir federasyon önerisinde bulunan Joe Biden, bu bölünme için sünnilerin ve özellikle Türkiye’nin ikna edilmesi gerektiğini savunuyordu.

Neredeyse 40 yıllık siyasi bir tecrübeye sahip, “Türkiye Düşmanı” ve “Siyonist” olarak bilinen ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Türkiye ziyareti, sembolik bir ziyaret gibi gösterilmeye çalışılıyor. Biliyorsunuz ABD başkan yardımcıları öyle kolay kolay Türkiye’yi ziyaret etmiyor. En son Dick Cheney’nin Irak’ın işgalinden hemen önce Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlarsak, bu ziyaretin ne kadar önemli olduğu ortada. Batı medyasında çıkan, “ABD’nin asıl başkanı Obama değil Biden” yönündeki yorumlar da bu ziyaret nedeniyle bizi endişeye sevkediyor. Siyasi hayatı boyunca Türkiye karşıtı kararların altına imza atan Biden’ın, ziyareti öncesinde ve ziyareti sırasında Türkiye lehinde yaptığı açıklamalar da endişemizi arttırıyor. Biden, Dış İlişkiler Komitesi Başkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret etmiş, aynı komiteden Demokrat John Kerry ve Cumhuriyetçi Chuck Hagel ile birlikte, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’la görüşmüştü. O görüşme de, medyadan sır gibi saklanmıştı.

Her ne kadar PKK ile mücadelede işbirliği, Ermenistan ile ilişkiler, Heybeliada Ruhban Okulu gibi konular dillendirilse de, görüşmelerdeki esas konunun Ortadoğu’daki gelişmeler olduğu aşikar. Türkiye’yi Suriye ile savaşın eşiğine getiren gelişmeler, füze kalkanı ile birlikte İran’la yaşanan gerilim, İsrail’in İran’ı vurma tehdidi ve ABD’nin Irak’tan çekilme planı masadaki en önemli gündem maddeleri.

Kapalı kapılar ardında neler görüşüldü bilmiyoruz? Ama Obama’nın “Yumuşak Güç” veya “Yeni İdealizm” olarak isimlendirilen yeni güvenlik sistemine baktığımızda, ABD’nin önümüzdeki günlerde Ortadoğu’da nasıl bir politika takip edeceğini anlayabiliriz. Obama’nın 2010 yılında onayladığı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu (QDR 2010)’nun sunuş bölümünde ABD politikalarının özünde bir değişiklik olmadığı vurgulanıyor. ABD’nin devasa bütçe açığı ve giderek artan savunma harcamalarına dikkat çekilerek, dış politika alanındaki hedeflere ulaşırken “işi ucuza getirme”, “ortaklara dayanma” ve “riski stratejik ortaklarla paylaşma” anlayışına vurgu yapılıyor.

Diğer ülkelerle ilişkilerin öneminin anlatıldığı bölümde üç grup ülkeden bahsediliyor. Birinci grupta Çin, Hindistan ve Rusya, ikinci grupta ise Brezilya, Güney Afrika ve Endonezya bulunuyor. Üçüncü grupta ise ABD’nin bölgesel politikaları için önem verdiği iki ülke var; Pakistan ve Türkiye. Raporun 42. sayfasında “Türkiye’ye özellikle bölgesel ortak çıkarlarımız için angaje olmaya devam edeceğiz” deniliyor.

Raporda, uzak menzilli beşinci nesil savaş uçakları ile girilmesi zor bölgeleri vurma kabiliyetinin geliştirilmesi, özel kuvvetler, ISR (İstihbarat, gözetleme, keşif) kabiliyetleri ve insansız hava araçlarının önemi belirtiliyor.

Özetleyecek olursak, ABD Obama ile birlikte emperyal, yani dünyayı yönetme fikrinden vazgeçmiyor, sadece taktik değiştiriyor. Libya örneğinde olduğu gibi müttefik devletlerle birlikte kriz bölgesine müdahale ve Suriye örneğinde olduğu gibi stratejik ortakla hedefe ulaşmayı planlıyor. Ateşte kızaran kestaneleri toplamak için maşa kullanmayı öngörüyor.

Türkiye, Suriye’ye dönük yaptırımların öncülüğünü savunuyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Beşar Esed geri adım atmazsa “Her türlü seçeneğe hazırlıklı olduklarını” açıklıyor. Suriye’de tampon bölge oluşturulması, ülkenin kuzeyinde Irak’ta olduğu gibi uçuşa yasak bölge ilan edilmesi ve kontrolünün Türkiye’ye verilmesi ihtimalinden söz ediliyor. İsrail’i korumak adına kurulan füze kalkanı nedeniyle Türkiye’nin İran’ın açık hedefi haline geldiği yazılıyor. Böylesine kritik bir dönemde CFR üyesi, tescilli “Türkiye Düşmanı” ve “Siyonist” ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Türkiye’yi ziyaret edip, övgüler düzüyor.

Irak’taki “Böl-Parçala-Yönet” planının mimarı Biden’ın, başta Suriye olmak üzere diğer Ortadoğu ülkeleri için de benzer bir planı var mı?

Büyük bir ekonomik krizin arefesinde, Wall Stret’teki gösterilerin gölgesinde 2012 ABD başkanlık seçimlerine hazırlanan Obama, Suriye ve İran’da bir çılgınlık yapar mı?

Irak’tan çekilme planı sonrası ABD nasıl bir Ortadoğu hedefliyor?

Türkiye’ye bu planların çerçevesinde nasıl bir rol düşünüyor?

Bunlar cevap bekleyen yüzlerce sorudan sadece bir kaçı…

Geçtiğimiz haftalarda CIA ajanı Abramowitz’in yönettiği sözde düşünce kuruluşu CFR heyetinin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile kapalı kapılar ardında görüşmesi, ardından Cumhurbaşkanı Gül’ün İngiltere ziyareti ve son olarak da ABD’nin ikinci adamı Joe Biden’in esrarengiz Türkiye ziyareti (1 ayda -üst düzey- bu kadar buluşma) sonrası, yukarıdaki sorular daha da önem kazanıyor…

 

T.A. /  05.12.2011

Displaying 3 Comments
Have Your Say
  1. metin yılmaz says:

    bu haber üzerine şu “ironik” yazı iyi gider herhalde:
    http://blog.milliyet.com.tr/Number_Two_Biden%E2%80%A6/Blog/?BlogNo=337287

  2. oğuzhan says:

    Türkiye halkına ve iktidarına ve aynı zamanda bölgedeki müslüman ülkelere açık ve net bir ikaz:

    “Değerli kardeşim aklını kullan. Nereye gidildiğini, yarın ne olacağını, canından çok sevip tercih edip büyüttüğün çocuklarını, istikbalini düşün…

    Göz boyamalı, kısa vadeli, saman alevli, serap misali ağzına bal çalındığını, çalınanın aslında bal olmadığını, duygularınla oynandığını, oynananlardan bihaber gafil kaldığını gör!

    Kafanı devekuşu gibi kuma gömüp yaşadığın ülkede değerlerinin buharlaşmasına kayıtsız kalma, “neme lazım” deme, “menfaatim” deme!

    Maneviyat bahçemize dadanmış;
    DOMUZ SÜRÜLERİNİ, SIRTLANLARI, HAİN KÖPEKLERİ, KURNAZ TİLKİLERİ, LEŞ KARGALARINI,
    kanımızı, canımızı, değerlerimizi, zenginliklerimizi emmeğe yeltenen SÜLÜKLERİ, ASALAKLARI
    silkele, sırtından at, kamburunu düzelt,
    el ele ver, gücünü topla,
    maneviyatını düzelt,
    iyileri bul, onlarla
    birleş, işbirliği yap,
    yanlışı düzelt!…

    Bunu daha önce yaptın…”

  3. Kamil says:

    Yine başarabilirsin…Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Leave a comment

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>


*