İmralı Sürecinde “Medya Çarkı” Nasıl İşliyor?
By admin On 22 Jan, 2013 At 08:56 AM | Categorized As ÖZEL HABER, Manşet | With 0 Comments

imralı süreci

Haberlerin dilini çözmeyi öğrenmenin en kestirme ve sağlam yollarından birisi, haberleri bozmak ve yeniden kurgulamaktır. Bir haberin malzemesini ele alıp, “Ben olsaydım bu haberi nasıl verirdim?” sorusunu sorarak, buna cevaplar oluşturarak haberin mantığını çok kolayca çözebiliriz. Aynen bir çocuğun eline geçen bir oyuncağı bozup yeniden yapmaya çalışması gibi.

Örneğin, aşağıdaki haberi siz olsaydınız nasıl, ne şekilde, hangi başlıkla, hangi vurguyla verirdiniz?

HABER (Gerçekte Olan)

“Diyanet İşleri Başkanlığı, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Siirt E Tipi kapalı Cezaevinde yapılan Hafızlık Tespit sınavına, Türkiye’de İlk defa tutuklu olan ve hafızlığını Cezaevi şartlarında tamamlayan Cezaevi infaz Kurumu hükümlüsü İbrahim Çetinkaya sınava tabi tutuldu. 

Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi Konfrans salonunda yapılan Hafızlık Tesbit Sınavı Proğramına,Siirt Vali Yardımcısı Orhan Burhan, Siirt Cumhuriyet Savcısı Tayyar Adanur, Cezaevi Müdürü Naci Yıldız, Siirt Müftüsü Faruk Arvas, Milli Eğitim Müdürü Ahmet Fikret Eteker, Sağlık Müdürü Erol Emre Ömür, Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hıfzullah Canpolat ve bazı tutuklar katıldı. 

Siirt E Tipi Kapalı Cezaevinde yapılan sınava, Diyanet İşleri Başkanlığı Erzurum Ömer Nasuhi Bilmen Eğitim Merkezi Kur’an-ı Kerim Öğretmeni Abdurrahim Dursun komisyon başkanı olarak, Siirt Aydınlar İlçe Müftüsü Mustafa Karaman ve Siirt Hacı Abdulhakim Sancak Çarşı Camii İmam-Hatibi Nevzat Erdabakoğlu komisyon üyesi olarak görev aldı. 

Hafızlık Tespit sınavı programı, Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, Kur’an-i Kerim Tilavetini Siirt İl Müftülüğü Din Görevlilerinden Hafız Ramazan Toprak okudu. 

Hafızlık Tesbit Sınavında konuşan Siirt İl Müftüsü Faruk Arvas, Türkiye’de ilk defa böyle bir sınavın Cezaevinde yapıldığını söyledi. Müftü Arvas şunları kaydetti: 

“Türkiye’de Cezaevi şartlarında Kur’an-i Kerim’in ezberlenmesi gerçekten çok önemlidir. Böyle bir güzelliği Kamuoyu ile paylaşmak için gelen sınav muracaatını Diyanet İşleri Başkanlığı ve Adalet Bakanlığına yazı ile bildirdik. Cezaevinde yapılması uygun görülen Hafızlık Tespit sınavına halen Cezaevinde tutuklu bulunan ve 2 Yılda hafız olan İbrahim Çetinkaya’yı Hafızlık sınavına komisyon huzurunda sınava tabi tutacağız. 35 Yıllık görevim boyunca ilk defa böyle bir sınava Cezaevi şartlarında şahit oldum.” dedi. 

Siirt E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu İbrahim Çetinkaya için yapılan hafızlık sınavı için Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan zarfı çekerek altı yerden ezber olarak dinlendi. Sorulan 6 yerden de ezber olarak okumayı başaran Hükümlü İbrahim Çetinkaya’ya, önümüzdeki günlerde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in imzasının yer aldığı hafızlık belgesi verileceği belirtildi.. 

Siirt İl Müftülüğü İlahi Grubunun okuduğu ilahilerin ardından, Cezaevinde hafızlığını tamamlayan Hükümlü İbrahim Çetinkaya’ya çeşitli hediyeler verildi. 

Türkiye’de ilk defa Cezaevinde yapılan Hafızlık tespit Sınavının ardından, Komisyon diğer hafızları da, Siirt Yatılı Bölge Kur’an Kursunda sınava tabi tuttu. Hükümlü İbrahim Çetinkaya’dan başka, Siirt Merkez ve ilçelerinden 4’ü bayan toplam 43 kişi hafızlık tespit sınavına katıldı. 04/07/2011

Kaynak: Nezir OBUT / Siirt İl Müftülüğü”

Önce siz bu haberi nasıl verebileceğinizle ilgili tahminlerinizi bir kenara yazın.

Daha sonra, aynı haberin aşağıda yer alan “medyadaki” veriliş biçimlerini inceleyin. Haberin niçin sizin düşündüğünüz şekilde değil de, başka şekillerde verildiğini anlamaya çalışın.

Bunu yaparken ülkede veya dünyada o sıralar kamuoyunda gündeme taşınan konularla bağlantı kurmaya çalışın.Sonra haberin özellikle veriliş şekli ve veriliş zamanlamasını irdeleyin. Yine mesela bu olay 2 yıl önce yaşansaydı haberi böyle mi verilirdi, ya da böylesi bir haber 1 yıl sonra böyle mi verilirdi diye sorun.

“PKKlı mahkum hafızlık belgesi aldı!”
http://www.habervaktim.com/haber/307631/pkkli-mahkum-hafizlik-belgesi-aldi.html

“Dün dağdaydı , bugün hafız oldu!”
http://www.timeturk.com/tr/2013/01/18/dun-dagdaydi-bu-gun-hafiz.html

“PKKdan girdiği hapiste hafız oldu”
http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=243379

Farklı versiyon
http://www.zaman.com.tr/newsDetail_getNewsById.action?haberno=1154488&title=cezaevinde-hafiz-oldu

Haberin kısmen doğrusu
http://www.yarinadogru.com/index.php/cesitlikonular/43-dn-tarh/100-cezaevnde-hafiz-oldu

Haberin resmi versiyonu
http://siirtmuftulugu.gov.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=297%3Atuerkyede-br-lkcezaevnde-hafiz-oldu&catid=1%3Ason-haberler

Cezaevinde daha önce başka mahkum hafızların(Hizbullah üyesi olduğu iddia edilen) da olduğuna ilişkin Temmuz 2011 tarihli başka bir haber için;
http://www.ilkehaberajansi.com.tr/haber/agrilastirilmis-muebbet-hapse-ragmen-hafiz-oldu.html

—-
Medyadaki “servis ediliş biçimiyle” bu haberleri okuduktan sonra “imralı süreci”ne karşı çıkan orta zekalı bir okuyucunun, hemen karşıt görüşünden dolayı içten bir tevbe edip birçoğunun “aman Allah’ım, meğerse ben sürece karşı çıkarak, nice hafızın yolunu açacak planı anlamamışım, tevbe ya Rabbi” dediğini duyar gibiyiz…

Olayımızda medya kritiğinin en can alıcı kısmını, bu haberin resmi versiyonunu inceledikten sonra fark edebildiniz mi? Olay aslında 04/Temmuz/2011 tarihli. Yani sıcak değil, soğumuş bir olay. Peki medyamız niçin yaklaşık 1,5 yıl önce yaşanan bir olayı( ki eğer mahkumun PKK ya yardım yataklıktan mahkum olduğu hususu da doğru ise bile) bugünlerde bu başlıkla duyuruyor? Medyada “zamanlama” kesinlikle müthiş bir öneme sahiptir, çünkü ,zamansız haber, medya için ıskalanmış bir hedeften başkası değildir.

Her nasılsa, Siirt’te resmi makamların aklına, illerindeki cezaevinde bir “PKK örgütü üyeliğinden mahkumun hafız olduğu” olaydan 1,5 yıl sonra gelmiş ve cezaevine ziyarete giderek hafız arkadaşı tebrik etmişler. Olabilir, Devlet bürokrasisi ağır işliyor derlerdi de, “istenince hızlı da işlediğini” düşünürdük, ama olabiliyormuş(!)

Derken ayrıntılara göz attığımızda , aslında resmi erkanın, olayı 1,5 yıl önce zamanında ve orijinal olarak törenle gerçekleştirdiklerini anlıyoruz. (bugun.com.tr/son-dakika/dun-dagdaydi-bugun-hafiz%E2%80%8F-haberi-147524)

Örneklerde açıkca görüldüğü üzere “cezaevinde Kuran hafızı olmak” gibi masum ve müsbet bir haber, hangi gündeme ne saiklerle iliştirilmiş, aktarılması gereken konu, işlenme şekliyle oynanarak, hafız olan mahkumun PKKlı kimliği vurgulanarak, hatta resmi makamlar eliyle olay tekrarı yapılmak suretiyle hazırlanarak (hani bir tesisin temelini birkaç defa atmak gibi) güncel bir süreç planına destek unsuru olarak kullanılmış.

İşte örnekte görüldüğü gibi, medya haberi haber olarak sunmaz. Ambalajlar, katkı maddeleri katar, süsler, genleriyle oynar, kelimelerle oynar, zamanlamasını yapar, adeta tüfengin nişan ayarını yapan yaman bir avcı gibi ayarlar ve ne yapar yapar planlarıyla örtüştürür, hedefini tutturmaya çalışır.

(Unutmayalım ki, gerçek bağımsızlığını elde edememiş bir medyanın amacı, kitleleri doğru bilgilendirmek değil, bir konuda ikna etmek ve/veya manipüle etmektir.) Haberin özünde doğru olması (hafız mahkumun PKK örgütüne yataklıktan mahkum olması hususunu doğru kabul edersek) bizi yanıltmamalıdır.

Sonuçta hammaddesi haber olan ürün, işlenmiş haliyle “bir hipnoz ilacına” dönüşür.
Siz siz olun, böyle tehlikeli ilaçları reçetesiz* alıp da kullanmayın.

Av. Yusuf ÇİFCİ – 18/01/2013

(Reçete: kritik ve analitik düşünme & medya okuryazarlığı)

Ayrıca ilginizi çekebilir:
http://www.medyaokuryazar.com/ozerklik-cantada-keklik-mi/

Leave a comment

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>


*