Kutlu Doğum Haftası “Hicri Takvime” Göre Kutlanmalı
By admin On 25 Apr, 2013 At 12:33 PM | Categorized As TÜRKİYE | With 0 Comments

son peygamber platformu

Tarihte Peygamberimizin (s.a.s.) doğum yıldönümü Rebiülevvel ayının 12. gecesi Mevlid Kandili olarak kutlana gelmiştir. Ancak ülkemizde 1989 yılından itibaren 20 Nisan’ın denk geldiği hafta, Kutlu Doğum Haftası olarak ilan edilmiş ve günümüze kadar gelişen süreçte kutlu doğum haftası etkinlikleri, Mevlid Kandili’ni (12 Rebiülevel) gölgede bırakmıştır.

Halbuki, Kur’ân-ı Kerim mesajının tamamı Ay Takvimi esasına göre indirilmiş, her biri zaman mefhumuna dayalı olan İslamî kavramlar, Ay Takvimi’ne göre düzenlenmiştir. (http://tiny.cc/rk42vw)

Şimdi ise günümüz gençliği, 12 Rebiülevvel yerine 20 Nisanı öğrendi. Üzülerek belirtmek gerekir ki, genç nesle Peygamberimizin doğum tarihi sorulduğunda alacağınız cevap 20 Nisan olacaktır.

Endişemiz odur ki oruç ve hac gibi belirli günlerde yapılan ibadetlerin de güneş takvimine göre, insanların nefsine hoş gelen günlere sabitlenmesi ihtimali uzak değildir. Çünkü eski ümmetler bunu yapmışlar; orucu senenin kısa günlerine sabitlemiş, haccın günlerini ve rükünlerini değiştirmiş, hatta Allah (c.c.)’ın indirdiği kitabı değiştirmeye cüret etmişlerdir.

Bu gün imkansız gibi görünen bu ve benzeri sapmalara açılan yolları zamanında tıkamak gerekir.

Peygamber Efendimizi anmak, onu anlamak ile en güzel haline kavuşur. Bunun daha ziyadesi ise Efendimiz gibi yaşamak ile mümkündür. O halde her yönü ile tüm detaylara sadık kalmak en doğrusu olacaktır. Hayatımızın tümüne nufuz eden takvim konusunda Efendimizin hayatını ayrıştırarak, farklı bir takvim çerçevesinden bakıp onu anlamaya çalışmak, onun sünnetini yaşamak hiç de mümkün olmayacaktır.

Efendimizin (s.a.s.) doğum yıl dönümünü Rebiülevvel ayının 12. gecesinde kutluyoruz ve kutlamaya davet ediyoruz.

Yukarıda vurgulanan sebeplerle 20 Nisan tarihine rastlayan günlerde ‘Kutlu Doğum’ adıyla program yapılmamasını ve bundan sonraki çalışmalarda konunun hassasiyetinin dikkate alınmasını rica ederiz.

SON PEYGAMBER PLATFORMU
25.04.2013 / 15 Cemaziyelahir 1434

Konuyla ilgili iki ayet-i kerime ve açıklaması:

Tevbe Suresi

36. Şüphesiz gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah katında ayların sayısı, Allah’ın kitabında on iki aydır. Onlardan dördü (olan Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) haram olan (hürmet gereken ay)lardır. İşte dosdoğru din (hesap) budur. O halde onlarda (yani, o haram aylarda savaşıp saygısızlık ederek) kendinize yazık etmeyin, (fakat) müşrikler, sizinle topluca (bu aylarda) savaşırlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. Bilin ki Allah, (günahlardan) sakınanlarla beraberdir. [bk. 2/191-194]

(Yüce Allah’ın belirli aylarda yapılan ibadetleri ay takvimine göre koymasında bir hikmet vardır. Yıl içindeki oruç ve hac gibi ibadetlerin değişik zamanlara gelmesiyle hem güneş takvimine göre senenin bütün günleri bu ibadetlerle şereflenmiş hem de zor ve kolay günlerde yapılan ibadetlerle bir imtihan kazanılmış ve de bir dengeleme meydana gelmiş olacaktır. Allah’ı tanıyıp da Hz. Peygamber’i ve Kur’an’ı tanımayan müşrikler, haccı ve savaşı belirli aylarda yapmak için haram ayları güneş takvimine göre sabitleyerek ilâhî kanunun aslî gayesini ortadan kaldırmışlar, kâfirliklerini artırmışlardı. Ancak 34. sene Zilhicce’nin 9-10’unun aynı eski yerine geldiğini tespit eden Resûlullah (s.a.v.) o sene vedâ haccını yapmış ve bunu ilan etmişti. Kamerî (ay) takvimi/hicrî takvim başlangıç olarak Resûlullah’ın hicretini esas almış, güneş takvimi de Hz. İsa’nın doğumunu esas almıştır. Kamerî aylar: Muharrem, Safer, Rebîülevvel, Rebîülâhir, Cemâziyelevvel, Cemâziyelâhir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce.)

37. (Haram aylarda savaşmak için bu) ayların yerlerini değiştirip sonraya bırakmak, olsa olsa küfürde bir artış (sebebi)dir ki, onunla kâfirler saptırılır (daha da sapıp giderler).(1) Onlar, bir sene onu (o haram ayı geciktirmeyi) helal ve bir sene haram sayarlar ki (bu da görünüşte), Allah’ın haram kıldığı (ayları)n sayısına uydurmak, (böylelikle de) Allah’ın haram kıldığını helal yapmak içindir. Onlara yaptıkları işin kötülüğü süslü (cazip) göründü. Allah, o küfre sapanlar güruhunu (zorla) doğru yola iletmez. [bk. 9/40]


 

KONUYLA İLGİLİ BAŞKA BİR YAZI

Diyanet İşleri Başkanlığı’na Açık Mektup

Tevbe Suresi 36. Ayette Allah u Teala şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah katında ayların sayısı, Allah’ın kitabında on iki aydır. Onlardan dördü (olan Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) haram olan (hürmet gereken ay)lardır. İşte dosdoğru din (hesap) budur.”

Bir diğer ayette ise (Bakara Suresi 189) :

“Sana hilâl halindeki (yeni doğan) ayları sorarlar. De ki: “Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir.”

Sadece bu iki ayetle bile özellikle dini konularda aslolanın, Hicrî Takvim olduğu anlaşılıyor.

Ülkemizde 1989 yılında Mevlid Kandili (Hicrî 12 Rebulevvel) akabinde kutlanmaya başlayan Kutlu Doğum Haftası, 1994 yılından itibaren Miladî olarak 20-27 Nisan tarihlerinde kutlanmaya başlanmıştır. Bu husus “asıldan” sapmadır.

Çok iyi niyetle “Yüz binlerce şeker, kalp, tansiyon, kanser vb hastalık müptelası olan veya ihtiyarlar, işçiler, çocuklar için orucu her yıl, yılın en uygun zaman dilimi olan 10 Aralık-10 Ocak tarihlerinde sabitleyelim” diyebilir miyiz?

Veya hergün dakika hesabı yapmaktansa hergün “Sabah Namazını saat 05.30, Öğle Namazını 12.00, İkindi Namazını saat 17.30, Akşam Namazını 20.00, Yatsı Namazını 21.30″ da sabitleyelim, bu sayede mesai saatleri ile de uyumluluk sağlanmış ve namaz vakitlerinde standart sağlanmış olur” diyebilir miyiz?

Bunları nasıl diyemiyorsak, Kutlu Doğum Haftasını da aslı olan Hicrî Takvim yerine, Miladî Takvimle kutlayamayız.

Gece ve gündüzün uzayıp kısalması, namaz, hac, oruç ibadetlerinin senenin belli günlerine, günün belli saatlerine sabitlenmeyip deveran etmesinin yüzlerce hikmetinden biri de insanların zamanın farkındalığında olmalarını sağlamak olsa gerektir.

Bir ümmete; Peygamberinin doğumunu, O’nun dininin ibadetler için esas aldığı Hicrî Takvim yerine, Hristiyan Papa XII. Gregor’un düzenlediği takvimle idrak etmesi ne derece yakışık alır?”

İslam ülkeleri arasında yeterince tefrika varken, O’nun (sas) doğumunu idraki, yeni bir tefrikaya sebep olacak şekilde kutlamak hiç mi hiç yakışık olmuyor. Türkiye haricinde O Nur’un (sas) doğumunu Gregoryen takvim esasına göre kutlayan bir başka İslam Ülkesi sanırım yoktur.

O nurla nurlanmak, onurlanmak için O’nun gibi yaşamak lazım.

Bu sebeple de işe belki ilk olarak, O’nun (sas) Kutlu Doğumu’nu, O’nun (sas) dininin esas aldığı Hicrî Takvime göre idrak etmekle başlamak lazım.

Lütfen Kutlu Doğum’u aslına uygun şekilde, ilk başlatıldığı haliyle Hicrî Takvime göre idrak etmeye tekrar başlayalım ve öyle devam edelim.

Bu şekilde idrake çalışılan Kutlu Doğumlar için bilboardları süsleyen afişler, şehrim Gaziantep’te bugünlerde çokça dolaşan Suriye’li dindar kardeşlerimizin “Türk İslamı” yakıştırması ile gülüşmelerine sebep oluyor.

Nelere sebep olunduğunun farkında mısınız?

Av. Doğan Karaoğlan / 16.04.2013

Leave a comment

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>


*